Mercek Altında

Deyrezzor kırsalındaki suikastlarda önemli artış

Mercek Altında | Deyrezzor kırsalındaki suikastlarda önemli artış
 
Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) çözemediği güvenlik kaosunun ortasında SGD’nin kontrolündeki Deyrezzor’da, özellikle de kentin doğu kırsalında son zamanlarda suikastlarda artış göze çarpıyor. Her gün bir SDG unsuru veya lideri ya da bölge aşiretlerinden bir ileri gelen veya burada çalışan insani yardım kuruluşlarının çalışanları suikasta uğruyor. 
 
Geçtiğimiz hafta çok sayıda suikast düzenlendi. Bu suikastlar sonucunda SDG’nin Deyrezzor kırsalındaki yerel konseylerinden birinci dereceden sorumlu ve "Halk Koruma Birimleri” (YPG) kadrolarından olan "Zınar Kobani" adlı unsur ile farklı olaylarda dokuz SDG unsuru ve bölgede faaliyet gösteren yerel bir insani yardım örgütünün iki çalışanı öldü. 
 
Bu operasyonlarda birçok yerel ve uluslararası tarafın çıkarı bulunuyor. Bu tarafları şu şekilde sıralayabiliriz:
 
• DAEŞ örgütü hücreleri: Örgüt, bu güvenlik operasyonlarının büyük bir kısmından sorumlu. Örgüt düzenlediği operasyonların çoğunu da üstleniyor. DAEŞ iki yıldan fazla bir süre önce bölgenin kontrolünü kaybetti ancak yine de kendisini takip eden ve stratejisini bölge içinde uygulayan geniş ve derin bir hücre ağına sahip. Bu hücrelerdeki unsurların büyük bir kısmı, bu coğrafyayı, doğasını ve yapısını bilen yerel unsurlar veya bu bölgeye dağılmış olan yerlerinden edilmiş Suriyeliler veya Iraklılardan oluşuyor. 
 
DAEŞ bölgeyi kontrol etme gücünü ve yeteneğini kanıtlama girişimi kapsamında asker-sivil fark etmeksizin SDG veya Özerk Yönetim ile bağlantısı olan herkesi hedef alıyor.
 
• Suriye rejimi, Rusya ve İran’a bağlı hücreler: Suriye rejiminin veya uluslararası müttefiklerinin, bölgede meydana gelen herhangi bir suikasttan sorumlu olduklarını açıklamaması, onların olayların büyük bir kısmının arkasında oldukları suçlamalarını ortadan kaldırmıyor. Rejim ve müttefikleri, Suriye’nin geri kalan bölgelerindeki istikrarın hedef alınması istiyor ve bunda çıkarı bulunuyor. Ayrıca rejimin, kontrolündeki bölgelere petrol gönderilmesine ilişkin taleplerine cevap alabilmek için Özerk Yönetim’e baskı kurmada çıkarı bulunuyor.
 
• Aşiretler arasındaki rekabet ve çatışma: Bu rekabet, bölgenin tamamen aşiret bölgesi olmasının yanı sıra güç ve ayrıcalıklar için aşiretler arasında sınırlı rekabetin olmasından dolayı bölgede sınırlı sayıda suikast düzenlenmesinin arkasındaki neden olabilir. 
 
Deyrezzor'da SDG kontrolündeki bölgelerde yaşanan bu suikast ve güvenlik operasyonları dalgasının büyümesinin birkaç nedeni olabilir. En önemli sebepler şunlardır:
 
• SDG’nin uluslararası koalisyon güçlerinin desteğiyle el-Hol kampında başlattığı son güvenlik operasyonuna odaklanması, DAEŞ'in SDG’yi operasyondan uzaklaştırma arzusu, onu kamptan uzakta vurması ve kamptaki bazı hücre üyelerinin tutuklanmasına yanıt vermesi.
 
• Özerk Yönetimin askeri ve sivil bütün makamlarında idari yolsuzluğun yayılması, yaşam koşullarının bozulması ve fiyatların yükselmesi. Bu iki husus, bölgede muhtemel güvenlik ihlalleri için ideal bir zemin ve uygun bir ortam oluşturmaktadır.
 
Son olarak suikast dalgası bu hızda devam ederse SDG, Haziran 2020'de Deyrezzor kırsalında başlattığı "Terörü Önleme" operasyonuna benzer geniş bir güvenlik operasyonu başlatabilir. Ancak bu şekilde belli bir süreliğine bile olsa bölgedeki nispi istikrarı yeniden tesis edecek geçici bir çözüm olarak güvenlik dengesini yeniden kurabilir. Eğer SDG ve Özerk Yönetim, bölgenin idaresinde karşılaştığı el-Hol kampı, işsizlik, yolsuzluk, kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Arap toplumu, özellikle de aşiretler ile ilişkiler, adaletsiz politikaları, özellikle de zorunlu askerlik ve keyfi tutuklamalar gibi problemlere gerçek ve köklü çözümler bulamazsa bu istikrar uzun süre devam etmeyecektir.
 

analiz ve düşünce birimi - Jusoor Araştırma Merkezi