Mercek Altında

Üç aylık ateşkesin ardından İdlib’te yeni bir askeri hamle olacak mı?

Mercek Altında |Üç aylık ateşkesin ardından İdlib’te yeni bir askeri hamle olacak mı?

Pantsir S-1 hava savunma sistemlerinin İHA’ları etkisiz hale getirmede başarısız olmasından sonra Suriye'nin kuzeybatı cephelerinde geçen hafta İHA’lara karşı kullanmak amacıyla Suriye rejiminin yakın zamanda teslim aldığı MIG-29 uçağı tarafından 4 havadan havaya füze denemesi gerçekleştirildi. 
Bu deneme, Rus ve İran mühimmatları taşıyan İHA’ların Cebel Zaviye'deki Suriye muhalefetine ait mevkileri bombalanmasından birkaç gün sonra gerçekleşti. Buna ilave olarak İdlib'deki temas hatlarında topçu ve füze atışları ile ihlallerin sayısında ciddi bir artış görülüyor.  
Benzeri görülmemiş bu artışa 5 Mart 2020’de Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Moskova Protokolü'nün uygulanmasındaki ilerleme eşlik ediyor. Türkiye ve Rusya Halep-Lazkiye yolunda 25 km'lik bir yolda 15 ortak devriye gerçekleştirmeyi başardı.
Bununla birlikte uluslararası karayolların ticaret trafiğine açılmasını öngören Moskova mutabakatının bazı maddelerinin uygulanmasında hala bir yavaşlık var. Bu da Rusya açısından özellikle de Sezar Yasası'nın yakın zamanda uygulanmaya başlamasıyla bu mutabakatın bir fayda sağlamayacağı anlamına geliyor. 
Görünüşe göre Rusya, Ağustos 2018'de yaptığı gibi Türkiye'yi çıkarlarına uygun harekete geçmeye zorlamak için askeri seçeneği bir araç olarak kullanmaya dayanıyor. Rusya bu tarihte gerginliği azaltma bölgesini ele geçirmek için büyük çaplı bir saldırıya hazırlık yapmıştı. Bu da 17 Eylül'de Soçi Mutabakatının imzalanmasına sebep oldu. 
Bundan maksat, İdlib'in zorunlu olarak savaş operasyonlarına geri dönüşün eşiğinde olduğunu söylemek değildir. Bilakis Rusya'nın Türkiye ile yürüttüğü müzakereler çerçevesinde askeri seçeneği terk etmediğini vurgulamaktır. İki taraf da bölgenin kaderi ve siyasi süreç hakkında herhangi bir sürdürülebilir anlaşmaya ve ortak bir vizyona veya mutabakata henüz ulaşmış değildir. 
Bu da özellikle de Türkiye'nin zaman çizelgesine uymaması ve Rusya'nın ateşkes anlaşmalarının uygulanması sırasında bile askeri baskı politikasından vazgeçmemesi ile her iki tarafın da ikili anlaşmanın hedefleri hakkında şüpheleri olduğu anlamına geliyor.
Bu durum, Türkiye'nin İdlib'deki askeri varlığını güçlendirmesi ve Rusya'nın askeri yığınak yapmasının yanı sıra daha önce fark yaratan ve Suriye rejiminin askeri kapasitesini zayıflatan İHA’lara karşı tatbikatlar yapmasını açıklamaktadır.
Sonuç olarak artan ihlallerden doğrudan çatışmalara kayma olasılığı düşüktür. Ayrıca bu kayma, Astana garantörlerinin ya da Moskova ve Soçi mutabakatlarının güven testini, yıllar önce başlayan ancak henüz tamamlanmamış stratejik temele dayalı yakın işbirliğine dönüştürme gücü ve isteğine bağlıdır.

 

Analiz ve Düşünce Birimi - Jusoor Araştırma Merkezi