Suriye'nin IŞİD'e Karşı Uluslararası Koalisyon Toplantısına İlk Katılımı
Şub 15, 2026 54

Suriye'nin IŞİD'e Karşı Uluslararası Koalisyon Toplantısına İlk Katılımı

Font Size

9 Ocak 2026 tarihinde, IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonun siyasi ve askeri yetkilileri Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir toplantı düzenlemiştir. Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci ve ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın eş başkanlık ettiği toplantının sonuç bildirgesinde Suriye'deki durum öne çıkmıştır. Toplantı, koalisyonun 2014 yılında kurulmasından bu yana ilk kez Suriye'nin katılımına şahit olmuştur. Suriye, Kasım 2025'te koalisyona katılarak 90. üye olmuştur. 

Açıklamada, koalisyonun önceliklerinin şu anda Suriye hükûmetinin IŞİD'le mücadele konusunda ulusal liderliği üstlenmesini destekleme, IŞİD militanları ve ailelerini barındıran gözaltı merkezleri ve mülteci kamplarının sorumluluğunu üstlenme, örgüte mensup tutukluları hızla nakletme ve ait oldukları ülkelere iade etme, el-Hol ve Roj kamplarındaki aileleri ait oldukları toplumlara yeniden entegre etmeye odaklandığı belirtilmiştir. 

Bu öncelikler, koalisyonun Suriye'deki bu iki dosyayı yakında tamamen kapatmaya karar verdiğini, ilk adım olarak tutukluları Irak'a nakletmeyi planladığını, ancak ülkenin geri kalanında Suriye hükûmetinin terörle mücadele çabalarına destek vermeye devam edeceğini göstermektedir. Bu karar ayrıca, koalisyonun 2014 yılında kurulduğundan beri yerel ortağı olan SDG ile ilişkilerinin sona ermesi anlamına da gelmektedir. Böylece, silahlı bir örgüt olarak varlığını sürdürme ve eski rejimin gölgesinde bölgedeki nüfusa sivil hizmetler sunan kuzey ve doğu Suriye'deki öz yönetime devam etme gerekliliği ortadan kalkmıştır. 

Tutukluların nakli ve kampların söküm işlemi tamamlandıktan sonra, ABD yönetiminin askerlerini Suriye'den çekmesi beklenmektedir ki 2019'da IŞİD'e karşı askeri operasyonların sona ermesinden sonra ABD'nin Suriye'de kalmasının nedeni, hapishaneleri ve kampları korumaktı. Askerlerin çekilmesiyle birlikte iki önemli gelişme yaşanacaktır: 

● IŞİD ile savaşmak için SDG'ye sağlanan Amerikan ve koalisyon silahlarının geri çekilmesi. Koalisyon, bu silahların SDG'nin elinde kalmasına izin vermeyecektir. SDG, Suriye'nin koalisyona katılmasının ardından bu silahları Suriye hükümetine karşı kullanabilir. Bu, hükümetin ilk talebi olacaktır. 

● SDG'nin ABD yönetiminden aldığı yıllık fonun durdurulması. Suriye'de IŞİD ile mücadele için ABD'nin desteğinin devam etmesi gerektiği takdirde, bu fon koalisyona katılmasının ardından Suriye hükûmetine tahsis edilecektir. 

Koalisyonun, IŞİD'e karşı savaşta SDG'nin yaptığı fedakarlıklara duyduğu minnettarlığı ifade etmesi, açıklamalarında son kez bahsedilen bir konudur. Böylece SDG, Suriye'nin iç meselesi haline gelecek, uluslararası varlık, kalıcı ateşkes anlaşmasının uygulanmasını ve Suriye'nin kuzeydoğusunda sivil ve askeri entegrasyon düzenlemelerini desteklemekle sınırlı kalacaktır. SDG'nin anlaşmayı uygulamaktan başka bir seçeneği görünmemektedir. 

Bir diğer önemli nüans da, Suriye hükûmetinin koalisyona katılır katılmaz tam ortak olarak yer almasıdır. Oysa SDG, koalisyonla birlikte yürüttüğü çalışmalar boyunca ne askeri yetkilileri ne de siyasi öz yönetim yetkilileri aracılığıyla koalisyonda yer almamıştır. Bu durum, SDG'nin iddia ettiği gibi uluslararası bir ortak olmadığını ve statüsünün, gelecekte gerçekleştirmek istediği herhangi bir siyasi projeye destek sözü verilmeyen silahlı milisler düzeyinde olduğunu teyit etmektedir. Fransa ve Amerika'nın müzakereleri destekleme konusundaki mevcut ilgisi, anlaşmanın barışçıl bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmaktan ibarettir, daha fazlası değildir. SDG'nin anlaşmayı uygulamayı geciktirmesi, bölgesel istikrara yönelik tehdide katkıda bulunan bir faktör olarak değerlendirilecek ve bunun önlenmesi için koalisyonun kararlı bir tutum sergilemesi gerekecektir.