Netanyahu'nun Fırsatçılığı ile Trump'ın Hırsı Arasında Suriye
Ara 11, 2025 87

Netanyahu'nun Fırsatçılığı ile Trump'ın Hırsı Arasında Suriye

Font Size

ABD Başkanı Donald Trump, 1 Aralık 2025'te İsrail'e Suriye ile gerçek ve samimi bir diyaloğu koruması ve Suriye'nin müreffeh bir devlet haline gelmesini engelleyebilecek her türlü eylemden kaçınması çağrısında bulunmuştur. Ayrıca, ABD'nin Suriye'de gösterilen yoğun çaba ve kararlılıkla elde edilen sonuçlardan çok memnun olduğunu ve Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara'nın Suriye ile İsrail arasında olumlu sonuçlar alınması ve uzun vadeli ilişkiler sağlanması için yoğun çaba sarf ettiğini belirtmiş ve bunu “Orta Doğu'da barışın sağlanması yolunda halihazırda elde edilen başarılara ek olarak tarihi bir fırsat” olarak değerlendirmiştir.   

Bu açıklamalar, İsrail'in Şam kırsalındaki Beyt Cin kasabasına yaptığı saldırıdan birkaç gün sonra gelmiştir. Bu saldırıda, Esad rejiminin düşüşünden bu yana  daha önce görülmemiş çatışmalar yaşanmış ve 13 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu saldırlar, İsrail medyasında Suriye'nin kurmayı reddettiği tampon bölgenin oluşturulması için güney Suriye'de askeri gerginliğin tırmanacağına dair söylentilerin dolaştığı bir dönemde meydana gelmiştir.   

Suriye, ABD Başkanı Donald Trump'ın hırsı ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun fırsatçılığı arasında sıkışmış görünmektedir. Beyt Cin operasyonu, Trump'ın açıklamalarında bu operasyona karşı olduğunu ortaya koymasıyla, iki liderin konumları arasındaki ayrılık noktalarından biri olarak kendini göstermektedir.   

Trump'ın Suriye hükûmetine yönelik olumlu tutumu, ne kendisinin ne de (Cumhuriyetçi) ABD yönetiminin kişisel görüşü olmakla birlikte, eski Başkan Joe Biden'ın görev süresinin sonunda Demokrat yönetimle başlamıştır ve bu tutum, Trump'ın Suriye ile İsrail arasındaki savaşı sona erdirme ve aralarında bir barış anlaşması sağlama hedefini yansıtmaktadır. Bu hedef, Trump'ın sona erdirdiğini iddia ettiği altı veya yedi savaşla ilgili hedefine ve İsrail ile bölgesel barış anlaşmalarını Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletme hedefiyle benzerlik göstermektedir ve nihayetinde Nobel Barış Ödülü'nü kazanma hırsını yansıtmaktadır.   

Aslında, Trump'ın hırsı, Suriye'nin geçiş dönemindeki durumunu ve yıllarca süren savaşın yol açtığı ekonomik ve askeri zayıflığı istismar eden Netanyahu'nun fırsatçılığı, iç bölünmeleri kullanması, Suriye hükûmetine karşı provakasyonları körüklemesi ve isyanları desteklemesi nedeniyle engellenmektedir. Bu durum özellikle, özerk bir Kürt yönetimi kurmak isteyen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki kuzeydoğu Suriye'de ve İsrail ile açıkça bağlantılı bir özerk yönetim oluşturmak isteyen Dürzi ruhani liderlerinden Hikmet el-Hicri'ye bağlı silahlı milislerin kontrolündeki güney Suriye'nin Suveyda kenti için de geçerlidir.   

Trump ve Netanyahu'nun Suriye'deki yeni rejimin istikrara kavuşması konusundaki motivasyonları arasında, İran'ın ve vekillerinin varlığının ve etkisinin sona erdirilmesi, terörizmle, uyuşturucu üretimi ve ihracatı ile mücadele edilmesi, kapsayıcı mezhepçi olmayan bir rejimin kurulması ve Suriye'nin hiçbir ülkeyi tehdit etmeme taahhüdü gibi birçok ortak nokta bulunmaktadır. Netanyahu'nun, Trump'a baskı uygulayarak elde etmek istediği başka talepler de bulunmaktadır. Bunlar arasında, İsrail'de yargılandığı davalarda kendisine af sağlanması için arabuluculuk yapılması ve önümüzdeki dönemde İsrail hükûmetinin başında kalması için destek vermesi de yer almaktadır.   

Ayrıca Netanyahu, 1974 tarihli ayrılma anlaşmasının çöktüğünü ilan edip Suriye topraklarına girerek, yeni mevkiler işgal ederek, özellikle 30 Aralık'ta UNDOF'un görev süresinin sona ererken, yeni güvenlik anlaşması, Şam'ın güneyindeki güvenlik düzenlemelerine ilişkin buranın tampon bölge haline getirilmesi, Suriye ordusunun konuşlanmasının engellenmesi ve Suveyda'ya giden İsrail insani yardım koridorunun yanı sıra uçuşa yasak bölge uygulanması gibi Netanyahu'nun vizyonu için Trump'ın desteğini kazanmaya çalışmaktadır. Netanyahu, sürekli Suriye hükmetiyle ilintilendirdiği Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki olayları tekrarlamasını önlemek, Trump'ın Suriye'nin orta ve güneyinde Türk güçlerinin konuşlandırılmasına onay verebileceği herhangi bir olası yayılmayı kabul etmemek için İsrail'in yeni stratejisi kapsamında tüm bu konuları ele almaktadır.   

Netanyahu'nun Suriye konusunda Trump'a karşı sergilediği fırsatçılık, Suudi Arabistan gibi Arap ülkelerinin İsrail ile barış anlaşmalarına katılma olasılığı, Türkiye ile iyi ilişkilerin sürdürülmesi ve Rusya'nın Suriye'de yeniden nüfuz kazanma olasılığı gibi diğer konuları da etkilemektedir. Bu durum, Trump'ın Ukrayna'daki savaşı sona erdirme ve Orta Doğu'daki çatışmaları bitirme çabalarını zayıflatmakta ve Çin ile ekonomik savaşı yönetmeye odaklanmasını engellemektedir.   

Şu anda, İsrail'in Suriye'deki yeni rejime yönelik yaklaşık bir yıldır sürdürdüğü değişmeyen politikaların ardından, Netanyahu'nun fırsatçılığı Trump'ın hırsını aşmış gibi görünmektedir. İsrail tarihinin en aşırı sağcı hükûmeti, genel olarak bölgedeki barış anlaşmalarıyla pek ilgilenmemekte ve İsrail'e karşı önemli oranda esnek davranmasına rağmen, yeni rejimin şu anki haliyle özellikle rahatsızlık duymaktadır. Bu yüzden Netanyahu, Trump'a Suriye'ye yönelik politikalarını değiştirmesi için baskı yapmaya devam edecektir.