Türkiye’nin Suriye'de kullandığı silahlar

Türkiye’nin Suriye'de kullandığı silahlar

Giriş 
Suriye rejimi güçlerinin ocak ayının sonlarında Rusya’nın hava ve kara desteğiyle İdlib'in güneyindeki Maarrat Numan kentini ele geçirmesinden kısa bir süre sonra Türk ordusu Suriye’nin kuzeybatısındaki varlığını eşi görülmemiş bir şekilde güçlendirdi. Türkiye bölgeye Türk silahlı kuvvetlerinin seçkin birlikleri olan özel kuvvetleri ve komandolarından binlerce askerin yanı sıra çok sayıda tank, zırhlı araç, topçu birliği ve füze sistemlerini gönderdi. 
Bu takviyelerle birlikte 4. Gerginliği Azaltma bölgesinde konuşlanan Türk kuvvetleri sayısı 8.000 ile 10.000 arasına ulaştı. Bu da doğu ordularına göre özel kuvvetler alayına ek olarak ikiden fazla zırhlı tugaya denk geliyor.

1: Suriye'de kullanılan ekipmanlar
Türk ordusu Suriye’ye çok sayıda tank ve zırhlı araç gönderdi. Zırhlı araçlar arasında Leopard 2A4 tankı, Türk üretimi M60 Sabra tankı, Türkiye’nin geliştirdiği Altay tankı, ABD üretimi M113 paletli zırhlı araç, küçük boyutlu Humwee tipi zırhlı araç ve Kirpi zırhlı personel taşıyıcı bulunmaktadır.  
Türk kuvvetleri ayrıca Serhat yer radarları, Kobra iletişim araçları, Thompson mayın temizleme araçları, M113 araçlara monte edilen Stinger hava savunma füzeleri, orta menzilli Bora füzeleri ve gece görüş özelliği olan anti-tank füzeleri gönderdi.
Türk ordusu kısa bir süre önce sığınak delici, 70 metre etki yarıçapına ve 80-100 km menzile sahip karadan karaya Kasırga 300 füze sistemini kurdu. 
İdlib'in kuzeydoğusundaki "Taftanaz Havaalanı", İdlib ve güney Halep'teki kara operasyonlarına destek sağlayan en önemli üslerden birisi kabul ediliyor. Üste 9 adet 155 kalibrelik Fırtına obüsünün yanı sıra zırhlı bir bölük bulunmaktadır. 
22 Şubat'tan bu yana Türk kara kuvvetleri, 24 saat boyunca havada kalabilen ve yaklaşık 100 kilogram faydalı yük taşıyabilen Bayraktar TB2 S/İHA ile 200 kilograma kadar mühimmat taşıyabilen Anka insansız hava aracı tarafından destekleniyor.
Bu İHA’lar, son iki hafta boyunca Suriye rejim güçlerinin kullandığı tedarik yollarına, bölgedeki ana operasyon odalarına ve askeri üslere 300'den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi. 
Mart ayının başında Türk savaş uçakları, Suriye rejimi uçaklarını ve bazı havaalanlarını hedef aldı. Bunun sonucunda 1 Mart’ta Suriye rejimine ait iki adet Su24 uçağı düşürüldü ve Halep kırsalındaki Neyrab askeri havaalanı kullanılamaz hale getirildi.
Türk Hava Kuvvetlerine ait çok amaçlı F16 savaş uçakları, taşıdıkları AIM-120C-7 AMRAAM füzeleri sayesinde kara güçlerini 110 km’ye kadar koruyabilmektedir. 
Aynı şekilde çok amaçlı F16 avcı uçakları, sabit ve hareketli hedefleri vurabilen ve fırlatıldıktan sonra GPS ile yönlendirme yapılabilen AGM-84H / K SLAM-ER füzeleri sayesinde 250 km uzaklıktaki kara hedeflerini hassas bir şekilde vurabilmektedir. 
Türk savaş uçakları, 106 km menzile sahip ve radara yakalanmayan AGM-88 HARM füzeleri sayesinde düşman hava savunma sistemlerini de etkisiz hale getirebilmektedir. 

 

2. Müdahalenin askeri ve siyasi duruma etkisi
Türkiye, son hamlesiyle Suriye meselesinde yeni bir aşamaya geçti. Bu adımla Türkiye, garantör ülke pozisyonundan çıkıp Rusya gibi savaşan bir taraf haline geldi. Aynı şekilde Türkiye siyasi ve askeri olarak Suriye rejimini düşman ve meşru bir hedef olarak görmeye başladı. Bunun yanı sıra Türk askerinin Suriye’deki varlığı, demokratik bir devlete ulaşmayla ilişkilendirildi.
Türkiye’nin son zamanlardaki askeri hareketliliğinin saha verilerini önemli ölçüde değiştirmeyi başardığı olayların gelişiminden anlaşılmaktadır. Türk S/İHA’ları destekli Suriyeli muhalefet güçleri, İdlib'in güneyinde bulunan Cebel Zaviye’de kaybettikleri bölgeler ile İdlib’in doğusunda kaybettikleri 12'den fazla kasaba ve Hama’nın kuzeybatısındaki çok sayıda köy ve kasabayı geri almayı başladı. 
1 Mart’ta Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Suriye'nin hava sahasını Türkiye'ye kapatması durumunda Türk uçaklarının güvenliğinin garanti edilemeyeceği denilmesine rağmen Türk insansız hava araçları, operasyonlarına devam etti. Rusya, kontrolündeki S400 veya S300 hava savunma sistemlerini kullanmaya karar verse bile Türk İHA’larının operasyonlarına devam etmesi beklenmektedir. Çünkü bu sistemler esas olarak balistik füzeler ve savaş uçakları için tasarlandı. Pansir 1 hava savunma sistemi de İHA’ları durduramadı. Aynı şekilde Türk Hava Kuvvetleri, Suriye hava sahasında girmeden rejim uçaklarını tehdit etme gücüne sahiptir.
 

Görünüşe göre Türkiye’nin Suriye rejiminin dayandığı kara kuvvetlerinde kan kaybına sebep olan mevcut darbeleri, Türk kara kuvvetlerinin girişeceği operasyonun yalnızca bir başlangıcı niteliği taşıyor. 5 Mart’ta Erdoğan ve Putin arasında gerçekleşecek olan zirvede Ankara için ikna edici bir mutabakata ulaşılmaması durumunda Türkiye kara operasyonunu başlatabilir. 
Elimizdeki birçok veri, Türkiye ve Rusya’nın İdlib çevresinde bir çatışmaya girmekten kaçınmak istediklerini gösteriyor. Bu durum, bütün operasyonları sadece rejime yönelik olması hasebiyle Türkiye'ye daha fazla manevra alanı kazandıracaktır. Bu, Rusya’nın Suriye rejimi güçlerinin tamamen yok olmasına izin vereceği anlamına gelmemektedir. Bilakis Rusya böyle bir senaryodan önce Türkiye ile yeni bir çözüme ulaşabilir. Bu çözüm, birinci derecede Türkiye, ikinci derecede ise Suriye muhalefeti için kazanım anlamına gelecektir. 

 

 

Bu makaleyi paylaş

Başlık Rusya ve Suriye rejim güçlerinin yeniden yapılanması: Engeller ve alternatifler
Yayınlar
çalışmalar

Suriye rejimi, orduya büyük önem veriyordu. Rejim “Hiçbir ses, savaş sesinden daha yüksek değildir” sloganını orduyu dizayn etmek, etkinliğini artırmak, ülke içindeki kontrolünü sürdürmek ve kendi ordusuna hizmet ettirmek için maddi ve insani bütün imkanlarını seferber etti. Batı’nın nüfuz ve jeo-siyasi kazanımlar elde etme yarışının ortasında rejim, kendisine ait bir yer inşa etme gücüne ve bütün