Mercek Altında

Suriye'de Rusya-İran ilişkilerinin doğası

Mercek Altında| Suriye'de Rusya-İran ilişkilerinin doğası 

Suriye ile ilgilenenler, Suriye’de meydana gelen olayları ve gelişmeleri, özellikle de İran yanlısı Suriye güçleri ile Rusya yanlısı Suriye güçleri arasında tekrar eden çatışmaları analiz etmek ve bağlamlarını anlamak amacıyla genel olarak Rusya-İran ilişkileri, özelde ise Suriye'deki ilişkilerinin doğasını açıklamakla ilgilenmektedirler. 
 Rusya Başkanı Vladimir Putin'in iktidara gelmesinden sonra İran, Rus dış politikasında büyük önem taşımaya başladı. Aralık 2016'da yayınlanan Rusya Dış Politika İlkeleri belgesi, Rusya'nın Ortadoğu’da iş birliği yapmayı hedeflediği bir ülke olarak İran'ın önemini vurguladı.
İki taraf arasındaki ilişkilerin Orta Doğu'nun ötesine geçip Hazar Denizi bölgesi gibi iki ülkenin ulusal güvenliğinin merkezinde yer alan bölgelere ve Rusya’yı çevreleyen ülkelere kadar uzandığını söylemek mümkündür. Bu da her iki devleti "Kuzey / Güney Koridoru" olarak bilinen bir grup kara, deniz ve demiryolları ağının inşa edilmesi gibi önemli ortak ekonomik projeler ve enerji alanında ortaklıklar kurmaya yöneltti. 
Moskova ve Tahran, büyüyen Amerikan ve Batı etkisiyle yüzleşmek konusunda kesişmektedir. Rusya'nın İran’da meydana gelen halk protestolarına karşı İran rejiminin yanında durması bu bağlamda gelmektedir. Moskova Amerika'nın bu protestolarda bir rolü olduğunu düşünüyor. 
Eylül 2015'ten bu yana Rus ordusu, büyük bir uyum içinde İran’a bağlı kara kuvvetlerine hava koruması sağlamaya çalışıyor. Bu durum önemli ve etkileyici askeri kazanımların elde edilmesini sağladı. Bu üst düzey uyum ve koordinasyon özellikle de kuzeybatı Suriye'de hala devam etmektedir.
Tabi ki Rusya ve İran arasındaki bu uyum ve koordinasyon, en yüksek seviyede kişisel çıkar elde etmek için iki taraf arasında itişme olmadığını göstermiyor. Fakat şu anda tek eksen içindeki bu itişme, Suriye'de bazen dolaylı çatışma biçimini alsa da "çekişme" veya "doğrudan çatışma" olarak tanımlanamaz.
Rusya'nın Suriye'de İran’ı yok etme veya kovma yerine onun etkisine genel ve açık bir çerçeve oluşturmak istediğini gösteren önemli kilometre taşları ortaya çıktı. Bunlardan önemli olanlarını şu şekilde sıralamak mümkündür: 
1- Şubat 2020'de Moskova ve Tahran, Suriye'de hareket için genel bir çerçeve oluşturmak amacıyla bir mutabakat imzaladılar. Bu mutabakat kapsamında Rusya'nın Suriye topraklarında savaş ve barış kararına sahip olması koşuluyla İran Devrim Muhafızlarına ait merkezi operasyon odasının Şam Uluslararası Havalimanı'ndan Halep'in batısındaki Ramusa bölgesinde bulunan Topçu Kolejine taşınması ve Rusya’nın İran’ın faaliyetlerini engellememesi konusunda anlaşma sağlandı. 
2-Rusya, İsrail’in saldırılarına zaman zaman izin vermektedir. Rusya bu saldırıları İran’ın Suriye'deki hareketlerini kendi vizyonuna göre kontrol etmek ve bölgesel oyuncular arasında bir denge kurmak için İran üzerinde bir baskı aracı olarak kullanmayı hedeflemektedir. 
3- Rusya'nın güney Suriye'de bazen İran yanlısı yerel gruplara saldırı düzeyine bile ulaşan, "Ahmed el-Avde" liderliğindeki Beşinci Kolordu'ya verdiği büyük esneklik. Rusya bununla gün geçtikçe artan İran etkisinden korkan Tel Aviv'e güvence vermek adına İran genişlemesine karşı bir baraj olarak duran bir "Sünni blok"u korumak istemektedir. Ancak bu çatışmalar bugüne kadar sadece yerel aktörlerle sınırlı kaldı ve İran ve Rus kuvvetleri arasındaki çatışmalara dönüşmedi. Bu da çatışmaların kontrol altında tutulması için bir alan sağlamaktadır. Özellikle de Rusya İran’a bağlı milisleri güneyden bir şekilde çıkarmak yerine onların nüfuzunu kontrol altında tutmaya çalışmaktadır. 
Suriye'de Rusya-İran iş birliğinin henüz gerçek bir testten geçmediğini söylemek mümkündür. Burada konuştuğumuz şey nihai siyasi bir çözüme yönelik düzenlemeler ve Amerika, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri gibi yaptırımları kaldırmak ve yeniden yapılanmayı desteklemek için İran'ın Suriye'den çıkarılmasını isteyen etkili uluslararası aktörler tarafından belirlenen şartlardır. Rusya'nın bu taleplere ne kadar cevap vereceği ya da verip vermeyeceği, iki taraf arasındaki ilişkinin biçiminin belirlenmesinde son sözü söyleyecektir. 

 

Analiz ve Düşünce Birimi - Jusoor Araştırma Merkezi