pozisyon Değerlendirme

Türkiye’deki Suriyeli mülteciler Son hamle ve çağrışımları

Giriş 
Suriyeli mülteciler meselesi, son yıllarda mülteci sayısının büyükşehirlerde özellikle de ekonomik başkent olan İstanbul’da büyük oranda artmasından sonra Türkiye kamuoyunun temel bir meselesi haline geldi.  
Türkiye Göç İdaresinin yayınladığı son istatistiklere göre Türkiye’deki Suriyelilerin sayısı 3 milyon 630 bin kayıtlı kişiye ulaşmış durumda. Bunların 103579’u kamplarda yaşıyor.  İstanbul 547479 kişi ile en fazla Suriyelinin bulunduğu illerin başında geliyor. İkinci 443290 mülteci ile Gaziantep, üçüncü sırada da 430537 kişi ile Şanlıurfa geliyor.  Bkz. şekil- 1 
2012 yılında Suriyelilerin sayısının artmasıyla Türk Hükumeti Suriye’den gelen mültecilere “kimlik” adı verilen iltica ikameti vermeye başladı.   Kimlikte kişinin ilk kaydedildiği il ile bağlantılı olup bu ilde ikamet etmeyi zorunlu kılıyor. Başka bir ile bu ilde çıkarılan seyahat izin belgesi ile gidilebiliyor.  Son uygulamalar özellikle bu tür ikamet ile ilgiliydi.  
Türkiye’de ikamet eden Suriyeliler kimliğin yanında turizm amaçlı ikamet, çalışma ikameti gibi başka tür ikametler de elde edebiliyorlar. Bu tür ikametlerde seyahat ve ikamet sınırlaması bulunmuyor.  
Bu rapor Temmuz ayının ortasında başlayan uygulamaların sürecini, fiili içeriğini, sebeplerini, çeşitli aktörler üzerindeki etkilerini, hukuki özelliklerini ve bunlara eşlik eden diğer bazı uygulamaları incelemektedir. Aynı şekilde Türkiye’nin, topraklarında yabancıların durumunu düzeltme hakkını korumakla birlikte Suriyeli mültecilerin asgari düzeyde haklarını korumayı garanti altına alacak bir yaklaşım sunmaktadır.   

1. Mültecilerin durumunu düzeltme hamlesi 
Son hamle 12 Temmuz 2019 tarihinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Parti MKYK toplantısında başladı. Bazı milletvekilleri toplantıda İstanbul’daki Suriyelilerin varlığından duyulan memnuniyetsizlikten, bu konuda halk protestolarının arttığından ve bu meselede yeni politikalar ortaya konulması gerektiğinden bahsettiler. Erdoğan ise “Biz Suriyelilere kapılarımızı açmak zorundaydık. Görmezden gelemezdik. Onlara sahip çıktık. Bizim başımıza da gelebilirdi. O zaman bize kim yardım edecekti, kim sahip çıkacaktı? Ama bu konuda yeni adımlarımız olacak. Ülkelerine dönmelerini teşvik edeceğiz. Suç işleyenleri kesinlikle sınır dışı edeceğiz. Ayrıca Suriyelilerden aldıkları sağlık hizmeti karşılığında bir katkı payı alınmasını öngörüyoruz.” 
Ertesi gün İçişleri Bakanı Suriyeli gazeteciler ile geniş bir toplantı yaptı. Toplantıda Türkiye’deki, özellikle de İstanbul’daki Suriyeliler meselesi ve bu konuda atılan yeni adımlar konuşuldu. Bunların başında şunlar geliyor:
• Göç düzenlemesi tüccar, iş yerleri ve kişiler olarak bütün Suriyelilere gerekli izinleri elde etme, kimlik belgeleri ve çalışma izinlerini yanlarında taşıma, ikamet veya geçici koruma ya da çalışma sistemine aykırı hareket etmeme zorunluluğu açısından kanunların tatbik edilmesi anlamına geliyor. 
• İstanbul’da ikamet edip şu ana kadar herhangi bir ikamet ve/veya geçici koruma belgesine sahip olmayanlar (kanuna aykırı hareket edenler) ülkesine gönderilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Aynı şekilde İstanbul’da ikamet edip mülteci olarak başka bir ile kayıtlı olanlar kayıtlı oldukları ile gönderileceklerdir. 
• Cezalar ve geri gönderme süreci sıkı tutulacak ve suçlulara, özellikle de kaçakçılık, sahtecilik ve kanunların ceza öngördüğü diğer suçları işleyenlere kanunlar sıkı bir şekilde uygulanacak. .
İstanbul Valiliği, 22/7/2019 tarihinde yaptığı açıklamada İstanbul’da ikamet izinli 522.381 yabancı uyruklu, geçici koruma kapsamında 547.479 Suriyeli misafir olmak üzere toplam 1.069.860 kayıtlı yabancı bulunduğunu belirtti. Açıklamada geçici koruma kapsamında olmayan (kayıtsız ve/veya kimliği bulunmayan) Suriye uyruklu yabancıların İçişleri Bakanlığının talimatı ile belirlenen illere sevk edileceği ve İstanbul’un geçici koruma kaydına kapalı olduğu belirtildi. 
Açıklamada “Geçici koruma kapsamında olmakla birlikte, İstanbul ilinde kaydı olmayan (diğer illere kayıtlı) Suriye uyruklu yabancıların, kayıtlı bulundukları illere geri dönmeleri için 20 Ağustos 2019 tarihine kadar süre verilmiştir. Belirtilen süre sonunda geri dönmediği tespit edilenler, İçişleri Bakanlığımızın talimatı doğrultusunda kayıtlı oldukları illere sevk edileceklerdir.” denildi. 
24 Temmuz'da İçişleri Bakanı ile Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonundan bir heyet arasında bir toplantı yapıldı. Toplantı sırasında İçişleri Bakanı mültecilerin durumunu düzeltme hamlesinin devam ettiğini, bu konuda geri adım atılmayacağını ve ikna edici sebepler dışında ikametlerin bir ilden diğerine nakledilmesinin mümkün olmadığını, nakil başvurularının ayrı ayrı Bakanlık ile koalisyon arasındaki ortak bir komisyon tarafından ele alınacağını söyledi. 
 
2. Hamlenin içeriği
Türkiye'nin yeni politikalarıyla ilgili birçok söylenti ve konuşmalar var. Elde ettiğimiz resmi bilgilere  göre uygulamalar aşağıdaki gibi olacaktır: 
1- Kimlik sahibi mültecilerin durumlarını düzenleme süreci tam bir yasal organizasyon sağlanana kadar devam eden kapsamlı bir süreç olup geri adım atma niyeti yoktur.
2- İstanbul'dan verilmeyen geçici koruma belgesi olan kişiler, belgenin verildiği ile gönderilecek. 
3- Geçici koruma belgesi veya resmi bir belgeye sahip olmayanlar, yasal statülerinin düzenlenmesi ve yeni ildeki Göç İdaresinde kayıtları için İstanbul dışındaki "belirli" illere gönderilecek. “Bu yasaları bir defadan fazla ihlal edenler Suriye'ye sınır dışı edilecek."   .
4- Çalışanlar çalışma izni çıkarmalıdır. Çalışma izni olmadan çalışmak yasaktır. Bu kanun, geçici koruma yasalarının öngördüğü bir kanundur.
5- Suçlular hariç kanunlara aykırı hareket edenler, Suriye de dahil olmak üzere Türkiye dışına gönderilmemektedir.
 
Üçüncü Bölüm Hamlenin sebepleri
Erdoğan'ın AK Parti MKYK’sı ile yaptığı toplantı, partinin yakın zamanda yapılan belediye seçimlerinin ve yenilenen İstanbul seçimlerinin sonuçlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirme çabalarının bir parçasıydı. Ak Parti bazı belediyeleri, özellikle de İstanbul’u kaybetmenin sebeplerini belirleme ve bunları çözmeye çalışıyor. Aynı şekilde eski iki yöneticisinin gelecek seçimlerde Ak Partiye yeni bir tehdit olabilecek yeni bir veya daha fazla parti kurma işaretlerinin olduğu bir zamanda bu sonuçların parti üzerinde bırakabileceği çağrışımların önüne geçmek istiyor.  
Türk toplumunun geri kalanı gibi Ak Parti de Suriyelilerin varlığına ilişkin tek bir görüş üzerinde hemfikir değil. Bu nedenle devletin Suriyelilere sağladığı esnekliği sınırlayan tedbirleri almak parti içinde bir talep haline geldi.  
Parti içindeki etkili faktörlere ek olarak muhalefet partileri, özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini kazanmasından sonra Suriyeliler dosyasını daha aktif kullanmaya başladı. İmamoğlu’nun vatandaşların Suriyelilere karşı duyduğu memnuniyetsizlik nedeniyle kazandığı söylenemese de bütün analistler, bu kızgınlığın ana nedenleri arasına Suriyelileri koymaktadır. 
Ak Parti seçmeni dahil halkın bu memnuniyetsizliği gölgesinde muhalefet partileri mevcut durumlarıyla İstanbul'daki veya başka bir yerdeki Suriyelilerin durumunu doğrudan etkileyemese de bu kartı kullanmaya devam etmesi, şüphesiz yıllar sonra seçim ortamının yapısı üzerinde etkili olacaktır. Hangi koşullar altında olursa olsun erken seçim olması durumunda etkisi büyük olabilir. 
 
4. Hamlenin Etkileri
Bu hamlenin özellikle de İstanbul’da yaşayan kimlik sahipleri ve kayıtlı olmayan Suriyeliler üzerinde etkileri olacaktır. Aynı şekilde hamle, Türkiye’deki bütün aktörler üzerinde siyasi etkiler taşımaktadır. Bunun yanında Türk vatandaşları, özellikle de İstanbullular üzerinde sosyal ve ekonomik etkileri olacaktır.  
1) Adalet ve Kalkınma Partisi
Ak Parti bir dizi diğer kararla birlikte bu hamle ile seçmenlerini saflarına yeniden katmaya ve hükumetin Türkiye’de, özellikle de İstanbul'daki Suriyelilerle ilgili politikalarından memnun olmayan tabanının isteklerine cevap vermeye çalışıyor. Aynı şekilde Ak Parti bu hamle sayesinde bu gruplara, öfkesine cevap verdiği ve taleplerini daha iyi dinlemenin önemini fark ettiği mesajı vermeye çalışıyor. 
Ak Parti lideri ve cumhurbaşkanı olan Erdoğan, gerektiğinde hükumet ve parti yöneticilerini değiştirmeye varan kapsamlı bir muhasebe için çalışacaklarını açıklamıştı.
Yukarıdakilere ek olarak Ak Parti, eski seçmenlerinin muhalefete, özellikle de CHP’yi gücenmediğini düşünüyor. Partinin 2002 yılında iktidara gelmesinden bu yana geçen 16 yıl bunun ispatıdır. Bu nedenle Ak Parti, özellikle de başka bir muhalifin yapamadığını yapıp halka ulaşmayı başaran İmamoğlu’nun şahsında ortaya çıkan yeni bir zorlukla karşı karşıya iken milliyetçi muhaliflerin bazı seçmenlerini kendisine çekmesini sağlayacak en önemli kartı ellerinden almaya çalışıyor. Bu da Ak Partinin İmamoğlu’nun kullanabileceği problemli dosyaları çözmesini gerektiriyor. 
2) Muhalefet
Muhalefetin gözünde bu geç kararlar, başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok büyük kentteki zaferlerinden sonra onlar için yeni bir zafer ve Suriyelilerin ülkelerine geri dönmelerini sağlama ve Türkiye’nin yükünü hafifletme konusundaki görüşlerinin teyidi anlamına geliyor.
Hiç kuşkusuz bu zaferdeki en büyük pay, hükumetin İstanbul'daki Suriyelilerin varlığını düzen altına almaya yönelmesinin ilk nedeni olarak gören Ekrem İmamoğlu’nun olacaktır. İmamoğlu, yerel seçimlerden önce Suriyelilerin durumlarını inceleyecek özel bir masa kurarak ve ilgili kurumlar (İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı) ile iş birliği yaparak bu konuda kapsamlı düzenlemeler yapacağını açıklamıştı. Bu da onun hanesine yazılacaktır. Günün birinde cumhurbaşkanı adayı olduğunda -ki şu onu destekleyenler arasında konuşuluyor- bununla övünecektir.  
Bununla birlikte bu zafer geçici yapıya sahip olup eğer hükumet planladığı gibi bu konuda büyük ölçüde başarılı olur ve 2023’teki seçime kadar vatandaşın üzerindeki doğrudan etkisini sınırlayabilirse etkisi bir sonraki seçimlere kadar önemli ölçüde zayıflayabilir. 
3) İstanbul’da ikamet eden Suriyeliler
Türkiye’de, özellikle de İstanbul’da ikamet eden Suriyeliler bu hamleden en fazla etkilenen kesimdir.  Doğrudan etki İstanbul’da ikamet edip başka illerde kayıtlı olanlarla sınırlı olsa da çok sayıda haber ve söylentiye maruz kalan bütün Suriyeliler psikolojik olarak bundan etkilenmektedir. Suriyeliler bu haberlerin hangilerinin doğru, hangilerinin yanlış olduğunu ayırt edememekte, bir taraftan da geçtiğimiz yıllarda elde ettikleri birçok hakkı ellerinden alacak muhtemel sınırlandırıcı politikaların gelme ihtimalinden dolayı istikrarsız bir durumla karşı karşıya kalmaktadırlar.   
Birkaç faktör Türkiye’deki Suriyeli toplumuna yayılan bu endişe halini daha da güçlendirdi. Bunların en önemlisi uygulamaların ilk günlerinde meydana gelen ihlallerdi. Bu ihlaller arasında tutuklanan ve İstanbul’dan verilmiş kimlik taşıyan bazı Suriyelilerin İdlib’e gönderilmesi başta geliyor. Bu kişiler tutuklandıklarında kimlikleri yanlarında değildi veya fotokopisini taşıyorlardı.  
İçişleri Bakanı, 24 temmuzda Ulusal Koalisyon heyeti ile bir araya geldiğinde bu ihlallerin bazı güvenlik birimlerinin şahsi tasarrufu olduğunu, bakanlığın kanunların keyfilikten ve işkence, tahkir ve darp gibi kanunsuzluklardan uzak bir şekilde uygulandığından emin olmak için merkezlere müfettişler göndermeye başladığını belirtti.   
 
5. Hamlenin hukukiliği  
Türkiye’nin topraklarındaki mültecilerin durumlarını düzenleme hamlesi birçok yön içermekte olup her bir yön özel kanuna dayanmaktadır.  
İlkesel olarak uluslararası kanunlar ve teamüller, ev sahibi ülkelerin topraklarındaki mültecilerin durumlarını düzenleme hakkı veriyor. Bunun içinde mültecileri belirli bir şehirde ikamet etmeye zorlama hakkı da bulunuyor.  
Ancak hamlenin ilk günlerinde kimlik sahibi olanlar da dahil olmak üzere Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin İdlib’e gönderilmesi gibi bazı uygulamalar görüldü. Bu ise uluslararası teamüllere aykırıdır. Suriyeli Mülteciler 1951 Mülteci Sözleşmesine tabi olmasalar ve Türkiye’ndeki ifadeyle “misafir” olarak görülseler de Suriye'ye sınır dışı edilmeleri, Türkiye'nin imzaladığı uluslararası hukuktaki yükümlülüklerine aykırıdır. Aynı şekilde Türkiye’nin taraf olduğu işkenceyle mücadele anlaşması ve Uluslararası medeni ve siyasi haklar anlaşması gibi diğer anlaşmalara da aykırıdır.  
İnsan Hakları İzleme Örgütü 26 Temmuz'da yayınladığı raporda İdlib’e çok sayıda zorla sınır dışı edilme, işkence ve tutuklulara zorla Suriye’ye gönüllü iade formlarını imzalatma vakalarını olduğunu belirtti.   . 
Aynı şekilde hamle, tutuklananlara itiraz veya avukat tutma hakkı da vermedi. Kanunları ihlal edenler, sokaklardan veya iş yerlerinden alınarak emniyete götürüldü. Daha sonra da İstanbul’a kayıtlı olduklarını ispat eden kimliklerinin asıllarını getirmelerine bile müsaade edilmeden doğrudan sınır dışı işlemleri başlatıldı.  
Bu uygulama öncelikle uluslararası teamüllerin ihlali olup aynı zamanda Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve adil yargılamanın asgari kurallarına aykırıdır. 
 Bununla birlikte 13/10/2014 tarih ve 6883 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yayınlanan Geçici Koruma Yönetmeliği, Türk makamlarına Türk yasalarını ihlal eden suçluları ve kişileri sınır dışı etme hakkı tanıyor. Hatta bu kanunlar çalışma izni olmadan çalışanları da sınır dışı etme hakkını vermektedir. Bu nedenle Suriyelilerin büyük çoğunluğunun içinde olduğu ya da düşme ihtimalinin yüksek olduğu bir sorun ile karşı karşıyayız.
Birçok Suriyeli, Türk Kızılay’ı üzerinden ücretsiz çalışma izni alma imkanının olduğunu söylüyor fakat bu, doğru değil.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bilgi Ofisi iddialara reddederek   Suriyelilere çalışma izni verilmesi konusunda kesinlikle yeni bir karar alınmadığını kesin bir dille vurguladı. Daha sonra söylentinin Kızılay’ın daha önce attığı bir adımın yanlış anlaşılması olduğu ortaya çıktı. Kızılay’ın İstanbul Şubesi de    çalışma izni vermeye yetkili olmadığını belirterek olayın Kızılay'da eğitim görmüş kişilerin Kızılay veya başka kurumlarda çalışma izni alması halinde masraflarının ödenmesinden ibaret olduğunu belirtti.  
 
6. Mültecilerin çıkarları ile Türkiye’nin çıkarları arasında 
Kuşkusuz bütün ülkeler, kendi topraklarında, özellikle de büyük şehirlerindeki yabancıların varlığını düzenleme ve vatandaşlarının çıkarlarını gözetme hakkına sahiptir.  Ancak mültecilerin varlığının düzenlenmesinde (kendilerine verilen isim ne olursa olsun fiili olarak uluslararası hukuk geleneğinde mülteci olarak tanımlanmaktadırlar) en azından asgari düzeyde çıkarları göz önünde bulundurulması, devletin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere bağlı kalınması ve uluslararası hukuk normlarına saygı duyulması gerekir. 
Binaenaleyh Türk toplumu, Hükumet ve mültecilerin çıkarlarını gözeten bir ara formüle ulaşmaya yardımcı olabilecek üç kriter önerilebilir: 
1. Zaman dilimi
Uygulama yeni icraatların ilan edildiği gün başladı. Bu da kanunları ihlal edenlere bunu düzeltme imkanı vermedi. Aynı şekilde ebeveynlerinin bakımına ihtiyaç duyan çocukların haklarını ve ebeveynlerden birisinin aniden tutuklanması ve sınır dışı edilmesi sonucu yaşayabilecekleri psikolojik ve sosyal travmayı dikkate almak da dahil olmak üzere asgari menfaatleri de dikkate alınmadı. 
İstanbul Valiliğinin 22 Temmuz’da aldığı ve Suriyelilere 20 Ağustos 2019’a kadar kayıtlı oldukları illere dönme mühleti veren kararı,  bu soruna sınırlı bir çözüm oldu. Bununla birlikte verilen süre çok kısa olup özellikle bazı mülteciler yılllardır İstanbul’da yaşamaktadır. Bir kısmı ise İstanbul’dan başka bir yer bilmemektedir. Başka bir ile hızlı bir şekilde taşınma da çoğu mültecinin sahip olmadığı maddi kaynakları gerektirmektedir. Aynı şekilde başka bir ilde uygun bir ev bulmak da verilen süreden daha uzun sürebilmektedir. 
2. Sosyal problemlerin çözümü
Türkiye'de Suriyelilerin uzun süredir bulunması, Türk hükumetinin bir şekilde çözmesi gereken karmaşık sorunlar yarattı. Geçtiğimiz yıllarda binlerce yeni aile kuruldu. Bu ailelerde karı ve koca farklı illere kayıtlı olabilmektedir. Evlendiklerinde bunlardan birisi diğer ile taşınmış olmaktadır.  
Yeni düzenlemelere göre bu aile dağılmalı ve herkes kayıtlı olduğu ile gitmelidir. Bu durum, Ulusal Koalisyon ile İçişleri Bakanlığı arasında kurulan ortak komisyonun bakacağı istisnai durumlar arasında değildir. 
Türk makamları, binlerce aile üzerindeki etkilerinden dolayı bu sorunu özellikle gözden geçirmelidir. 
Üçüncü Bölüm İnsan haklarına saygının sağlanması
Hamlenin ilk uygulamasında dayak ve diğer aşağılayıcı davranışlar da dahil olmak üzere çok sayıda insan hakları ihlali görüldü. Tutuklulara zorla Suriye'ye gönüllü iade formaları imzalatıldı. İstanbul’a kayıtlı bazı kimlik sahipleri İdlib’e gönderildi. İdlib ise şu an Suriye ve tüm bölgedeki en güvensiz bölgedir. Aynı şekilde İdlib’e gönderilenlerin bir kısmı Şam Kurtuluş Heyeti (HTŞ) tarafından derhal tutuklandı. Bunların bir kısmı bu raporun yazıldığı tarihe kadar tutukluydu. 
Türk makamları, İçişleri Bakanı ve Ulusal Koalisyon heyetinin 24 Temmuz’da yaptığı toplantı dahil olmak üzere son birkaç gün bu ihlallerin bireysel eylemler olduğu ve bakanlığın kanunların doğru bir şekilde uygulanmasından emin olmak emniyet müdürlüklerine müfettiş göndermeye karar verdiğini belirtti. Fakat Türk makamları, geri gönderilenlerin temyiz taleplerine izin vermek, suç işlememiş oldukları tespit edilirse Türkiye'ye dönmelerine izin vermek ve zorlama şüphesi olduğu için gönüllü iade formlarının iptal edilmesi de dahil olmak üzere meydana glen ihlalleri çözmeye çalışmalıdır.  
 
Özet
Açıklanan önlemlerinin sürdürülebilir bir durum için olduğu açıktır. Türk Hükumeti Suriyeli mültecilere, özellikle de İstanbul'da kanunların göz ardı edilmesi durumuna geri dönmeyecektir.  
Ancak hükumetin bu politikaları uygulama konusundaki kararlılığı ve geri çekilme niyetinin olmaması, ihlallerin çözülmesi için verilen sürenin artmayacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca uygulamalar sırasında insan hakları ihlallerinin yaşanmaması sağlanacak ve farklı illere kayıtlı olanların evlenmeleri gibi uzun yıllar ikamet nedeniyle ortaya çıkan yasal sorunlara çözüm aranacak. Bu durum tavsiyeler sunma ve ihlalleri takip etmenin yanı sıra Hükumetin istekleri ve Türkiye’deki Suriye toplumunun çıkarlarının buluştuğu çözümler arama hususunda Suriyeli siyasi ve sivil toplum örgütlerine Türk hükumetiyle çalışma alanı bırakmaktadır.  
Bu veriler, Suriyelilerin akıllıca ve temkinli davranmalarını, bu hamlenin içermediği konular dahil olmak üzere hukuki durumlarındaki eksiklikleri düzeltmeye çalışmalarını gerektirmektedir. Çünkü genel eğilim, usulsüzlük ve istisnalarla sıkı bir şekilde mücadele olacak gibi görünüyor.  
 
Dipnotlar:
1- Mülteciler Dergisi, 11/7/2019
2- Erdoğan, Suriyeliler için talimatı verdi! Artık, haber7, 13/7/2019
3- İstanbul İçişleri Bakanından Suriyelilerin durumu ile ilgili önemli yeni açıklamalar, Türk Press, 13/7/2019 
4- Düzensiz Göçle Mücadele İle İlgili Basın Açıklaması, Istanbul Valiliği, 22/7/2019 
5- Araştırmacının 22/7/2019 tarihinde İstanbul İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü ve İstanbul Valisi Medya Danışmanı Muammar Karadeniz ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesi. 
6- Bu ifade, 21 Temmuz 2019 tarihinde TRT muhabiri Metin Turan'ın Göç İdaresi Genel Müdür yardımcısı Gökçe Ok ile yaptığı telefon görüşmesinden alınmıştır. 
7- Türkiye Suriyelileri zorla tehlikeye geri gönderiyor, Human Rights Watch, 26/7/2019 
8- 21/7/2019 tarihinde araştırmacının gerçekleştirdiği 170 numaralı telefon görüşmesi. 
9- 21/7/2019 tarihinde araştırmacının gerçekleştirdiği 160 numaralı telefon görüşmesi. 
10- Düzensiz Göçle Mücadele İle İlgili Basın Açıklaması, Istanbul Valiliği, 22/7/2019