Analitik Rapor

Esad Rejimindeki Askeri Milisler Rolleri ve Kaderleri

Önsöz
Esad rejimi1970 yıllarında iktidara geldikten sonra orduyu tamamen kontrolü altına aldı ve bu orduyu kullanarak iktidara gelmiştir, ayrıca iktidarı bırakmasında ordu gücüyle  olmasını garantiye almıştır. Hafız Esad askeri ve güvenlik korumalarını büyüterek çeşitli müesseselere dağıtmış ve dallandırmış ve yetkilerini kesiştirerek birbiriyle yarışan ve çekişen hale getirip tek merci kendisi olmuştur, ve sürekli bu kumların yetkilileri aralarında kavga yaratarak tek merci ve tek güvenilir yetkili kendisi olmuştur. 
Bu sistemi yüksek rütbeli subaylar kendilerinden düşük rütbelilere uygulamıştır, böylece bütün toplumu rejimin rızasını kazanmak için birbiriyle rekabetli guruplar haline getirmiştir ve bir başkası tarafından insanları ihbar etme korkusu sonucunda insanları birbirini ve en yakılarını ve hatta insan kendini bile ihbar etme derecesine getirmiştir. 
2000 yılında Beşar Esad rejimin başına geldiğinde bu sistemde  değişiklik yapmadı, ancak aynı dirayeti gösteremedi ve yeteri kadar babasının kurduğu sisteme etkin ve dinamik bir şekilde hakim olamadı ve babası iktidarı tespiti için kendinin hükümde kalması için elinde tuttuğu  iplere yeteri kadar hakim olamadı ve güçlüler arasında çekişmeli ve dengeli birbirini yenemeyecek bir  durum çıktı ortaya,  bu dengeli ortam zayıf bir başkanlığın devamını sağlamış oldu,  ancak 2011 yılında Suriye’nin yaşadığı istisnai güvenlik ve askeri  halinin haritasını değiştirdi.
Ve bu yeni durum rejimi farklı bir yöntem kullanmaya zorlaştırdı ve binlerce subay ordudan ayrılmasına ve yüzlercesinin ölümüne ve Suriye’nin üçte ikisini kayıp etmesine ve birçok silah ve karargah yok olmasına rağmen orduyu bugüne kadar etkin kıldı devamını sağlayarak tekrar rejimi savundu, yeterli seviyede olmasa dan ancak kendilerine yabancı güçlerin yardımı müdahalesi ve milislerin desteği ile düzenli orduya inanç ve ilkeleri benzemese de rejimin düşmesini engellenmiştir.
Ayrıca rejimin bazı subayları bu milisleri yönetmesine izin verdi ve hiç askeri disiplin ve bürokrasinse bağımlı olmadan ve emir zincirine ihtiyaç duymadan terfi ve tayin uygulaması yapıyorlardı. 
Ancak 2011 ortasında bu sistemin  uygulanması ikinci ve üçüncü mertebede olan yeni asker ve güvenlik liderleri meydana çıkardı ve milis gurupları adeta orduya veya bir güvenlik birimine bağlı müstakil bir askeri teşkilat gibi yönettiler, aralarında bir milis liderliğinde sivilleri örgütleyerek ve aynı zamanda askeri güvenlik görevini  yapıyorlardı ama ordu müessesesi 2011 yılından sonra  meydana çıkan yeni güvenlik şunları ile bu kadar yumuşak davranması ve kolaylık sağlaması rejim ve ordunun içinde krize neden oldu, dolayısıyla müstakil milis grupları rejime yük oldu ve halk tabanı arasında boşluklar oluştu ve bu milis komutanları yerli liderlere dönüştü ve en üst düzeydeki rütbelere kafa tutmaya başladılar, ve yüksek amirleri rızasını almaktan öte yüksek hayaller kurmaya başladılar. 
Ve milisler rejime bütün bu krize sebebiyet vermeleri dışında rejimden etkin güçlere de sıkıntı yarattılar özelliklede Rus tarafına birçok yerde karşı karşıya geldiler ve Rus projesine yük olmaya başladılar. 
Bu rapor askeri ve güvenlik subayların gelecekte rejimin içinde ne rol üstlenecekleri olasılığını ve bunlara ne şekil uğraşı verileceği ve mümkün olacak senaryolara ışık tutmaktır.
 
Birincisi: Dış Faktörler Evrakları Tekrar Düzenliyorlar
İran Müdahalesi
2012 yılın ortasında ulusal güvenlik binasında bomba patlayarak kriz masası hedef alınması ilan edildi, patlama sonucunda Suriye’nin beş askeri ve güvenlik komutanları hayatını kaybetti, dolayısıyla Esad ailesi 1970 te iktidara geldiği zamandan beri ve bugüne kadar rejim en zayıf günlerini yaşıyordu.
Lakin büyük subaylar ani bir şekilde kaybolması rejimi tam bir şekilde devrilmesine neden olmamıştı, aksine rejim ulaştığı seviyeye sabit kalmayı başardı ve kriz masası patlamasından sonra İran desteği sayesinde ileriki yıllarda yavaş yavaş ve kademeli bir şekilde tırmanmaya başladı.
Kriz masası bombalanmasından sonra destekçiler arasında kriz masasında bulunan birçok subaylar hain oldukları söylentiler yayılmaya başladı, ve rejim iyi bir şekilde her şey onun elinde olduğu ve bu olayı kendisi yaparak kendi destekçilerine belli etmiştir. 
Kaybolan önemli kişiler arasında Esad’ın eniştesi Asıf Şevket kendisi savunma bakanı yardımcısı görevini üstenmişti, ve uzun bir zamanda ABD ve Avrupa birliği hükümetleriyle terörle mücadelede alanında işbirliği dosyasını devraldı, kendisi ülkeler arasında Esad iktidarına nüfuzu eden en önemli bir kanaldır, Asıf Şevket güçlü karakteriyle tanınması ve eskiden Basel Esad ile ve Mahir Esad ile anlaşmazlığı olmasına rağmen Suriye’deki karar Esad çevresinden İran generallerine doğru uzaklaşmayı istememiştir.
Savunma bakanı Davut Racha’da Ruslarla yakın bir ilişkisi vardı, o zamanda Rusya ve rejim arasındaki silah anlaşmalarını ve ortak savunma çalışmaları için Rusya’ya sürekli ziyaret ediyordu, ayrıca patlamadan aylar önce Korgeneral Ali Habib’in görevi donduruldu, kendisi de Rusya tarafından çok desteklenmiştir.
Patlamada Hasan Türkmani de öldürüldü, kendisi cumhurbaşkanı yardımcısı ve kriz masası başkanı görevini üstenmişti, Türkmani Esad rejiminde Türkiye’nin adımıydı ve kökeni Türkiye’dendir, Esad iktidara geldikten kısa bir süre sonra ve Türkiye ile ilişikler normalleşmesinden sonra Beşar Esad kendisini cumhurbaşkanı yardımcısı tayin etti.
Ayrıca patlamada Hafız Esad döneminde geniş nüfuzu olan eski korumalar Hişam Bahtiyar ve Hafız Mahluf’da öldürüldü. 
Tüm bu subaylar İran ve Rusya ile dengeli karşılıklı ilişkileri vardı, ve hiç kimsenin yardımı olmadan halk protestolarından kurulma projeleri vardı, ama Beşar Esad 2005 yılından beri İran koynuna atılmasında zayıf karakteriyle kaşı karşıya geldiler.
Şam’daki kararı tam bir şekilde kontrol altına almak için İran bu subaylardan kurtulması gerekliydi, rejime el koymak için bu fırsatı değerlendirmeliydi, sonra kriz masası patlaması meydana gelerek İran’a yakın şahsiyetler sıkı güvenlik çemberi yeniden düzenleyecek, ayrıca İran eskiden iyi ilişkisi olan Tümgeneral Cemil Hassan ve Tümgeneral Dib Zeytun gibi şahsiyetlere muhafaza etti, ve Zeytun siyasi güvenlik şube başkanı oldu, Ali Memluk Hişam Bahtiyarın yerine ulusal güvenlik şube başkanı oldu, Abdülfettah Kutsiye muhaberat şube başkanlığından nakil edilip Ali Memluk’un yardımcısı oldu, ve kısa bir süre içinde muhaberat şube başkanlığına Ali Yunus getirildi ve sonra İran’a yakın olan Şii Tuğgeneral Muhammed Şehade onun yerini devraldı, ve Fahad El-Freyc savunma bakanı oldu, kendisi Deyrizor şehrinden Mahir Esad onun eniştesidir. 
Görünen o ki bu olaylar İran Beşar Esad çevresine tam bir şekilde hüküm etmesine neden oldu, çünkü İran’a yakın subaylar Esad rejimindeki tüm hassas konumları istila ettiler ve kriz masası patlaması ardından İran devrim muhafızların subaylar tüm askeri kışlaklarına emir veren ve tüm operasyonlara proje çizen ve ayrıca Suriye olayların seyrini filli bir şekilde yöneten subaylar olarak İran bunu ona sadık Cemil Hasan, Dib Zeytun ve Ali Memluk üç subaylar odak noktası oldu. 
Kriz masası yedekleri Esad etrafında sıkı güvenlik teşkil etti, ve Suriye’de önemli lider subayları Rus müdahalesinin başlamasıyla iktidarın tabanı değişmeye başladı ve karar merkezi Rusya’ya yön almaya başladı.
Rusya Denkleme Giriyor
Rus kuvvetleri Suriye’ye müdahale ettikten sonra Suriye’deki üst düzey güvenlik birimlerinin amirlerinde hiçbir belirleyici değişiklik yapmadı ve herkesi olduğu görevinde bırakılıp ordu içerisinde değişiklik yapıp genlerine bağımlı komutanları göreve getirdiler ve güvenlik birimleri sorumlularını az oranda orduda da olsa ilişkilerini kestiler, ve ordunun üst düzey komutanları direk Ruslarla iletişim kurdular ve böylece eski güvenlik yapısının önüne geçmiş oldular. 
Ayrıca Ruslar askeri istihbarat teşkilatına önem verip esas aldılar, toplumu ve orduyu hareketini dizayn etmeye çalıştılar, ve İran müdahalesinden öncesi yapılır ve verilen yetkiler Rusya ve daha önce Sovyetler birliği dönemine aittir ve bütün askeri istihbarat teşkilatı komutanları orada eğitim almışlardır, ayrıca İran Suriye’ye Esad'ın lehine müdahalesi öncesi Suriye’deki hava istihbaratını büyütmüş ve askeri istihbarat teşkilatının rolünü kısıtlamıştır, ve Rusya’nın Suriye’ye geri dönüşü ile yeniden canlanmış ve büyümüş rolü artmıştır ve önemli porsiyonunlar yapmış ve Rusya tarafından yönetilen milislerin çalışmalarını takip etmiştir. 
Rusya Suriye ordusunun yapılanmasını yenileyerek yeni tümenler tugaylar kurmuş, dördüncü, beşinci ve altıncı tümenler kurmuştur ve birçok tugay ve tümenleri bu yeni yapılara dahil etmiştir ve başlarına İran etkisinde ve milislerinden uzak kendine bağlı komutanları getirmiştir.
Görünen o ki Rusya Suriye ordusu ve istihbaratı içinde yaptığı bu değişikliklerle ve Esad rejimi cumhurbaşkanlığı sarayı içinde bulunan Rusya istihbaratı sorumluları müsteşar olarak orada görevde bulunmaları neticesinde Suriye rejimini elinde tutmaktadır.
 
İkincisi: Milislerin Subayları
2011 yılında rejimin ilk yaptığı değişiklikler ve 2012 yılında İran kontrolüyle güçlendirilmesi tugaylarından ve birimlerinden emekli olan bazı subayların öne çıkmasına neden oldu, bu subaylar İran’a sadık olan üç subayın (Cemil Hasan, Dib Zeytun ve Ali Memluk) olmak üzere birisiyle bağlantılı kalarak bağımsız bir şekilde çalışmaya başladılar.
Zamanla bu subaylar rejimin destekçileri safında bir kahramana dönüştü ve destekçilerin moralini yükseltmek için rejim onların iyi tablosunu çizdi ve siyasi komutanında ve ordunun resmi komutanlığında belli olan zayıflık ışığında rejim subayların yerel sembolünü inşa etti.
Bu subayların bazıları reklam kampanyaları başlatarak resimlerini ve (düşmanla) olan savaş kayıtlarını veya düşman leşlerin kaydını yaymaya başladı, (17/05/2016/ tarihinde Tuğgeneral İsam Zehrettin parçalanmış leşleri hayvan etleri gibi fotoğrafları paylaştı), ayrıca ait olukları bölgelerde sosyal etkinlikler katılıp konuşmalar ve hitap etiler ve kendilerini öven şiirleri dilemeye özen gösterdiler.
Bu kısımda medyada adı geçen ve kendi bölgelerinde veya tugaylarında ve güvenlik biriminde bilinen en önemli bu subayları göstermeye çalışacağız.
Tuğgeneral İsam Zehrettin
Tuğgeneral İsam Zehrettin kendisi El Süveyda şehrinden dürzündendir. Hafız Esad döneminde rejime hizmet etmiş ve sonrası Beşar hükmü döneminde saray muhafızlarına tabi olan 105 tugayda hizmete devam etmiştir. 
2011 yılında Suriye halk ayaklanmasında bir video yayımlayarak saray muhafızlarına kışkırtıcı sözlerle halkın ayaklanması direk öldürerek bastırılması gerektiğini söylemiştir ve ismi Suriye kamuoyunda böyle duyulmuştur, daha sonra birçok videoda Şam semtlerinde ve kırsalında yapılan rejimin operasyonlarında görülmüştür, daha sonra askeri sahadan kayıp oldu, sonra Deyrizor’da yapılan askeri operasyon komutanı olarak atandı ve yerel rejim taraftarın sitelerinde Tuğgeneral İsam Zehrettin’e (Aslan Kalbi ) lakabını verdileri. 
Ayrıca Deyrizor’da birçok çeşitli askeri teşkilatların bulunmasına rağmen rejim yandaş gayri resmi medyası Tuğgeneral İsam Zehrettin’i oradaki operasyonların gerçek komutanı itibar ettikleri aşikardır ve Zehrettin rejim yanlısı dürzülerin yerel liderleri yanında paralel olarak bir simgeye dönüştüğü ve dürzülerin nazarında rejim içerisinde en etkili adamı olarak görülmektedir. Ayrıca kendisi de El Süveyda şehrinde bazı şenlikler düzenleyerek bu imajı pekiştirmiştir adeta böyle faaliyetler sadece başkanlara yapılır ve böylece dürzü tayfası şeyhleri arasında yer aldığını göstermiş olur.
Ancak sonuç itibariyle Deyrizor’daki muhtemel senaryolarda Zehrettin’in durumu belirlenir ve rejim eğer Deyrizor’da bir anlaşmada yer alabilirse ve Zehrettin bu süreçte rejim askeri teşkilatlarının başını çekmeye devam ederse ve Deyrizor’a girerse o zaman bir ulusal simgeye dönüşür ve rejimin en önemli siyasi ve medyatik savaşının zaferini kazanmış olur.
Tuğgeneral Süheyl El Hasan
İran müdahalesi sonrası şöhreti yaydı, sonra ait olduğu hava muhaberat birimi tarafından şöhreti genişledi. Süheyl El Hasan grubu kendi saflarında gönüllü olmak isteyenleri yüksek maaşlarla karşıladı, ayrıca kaçanları, aranan cezalıları ve askerileri karşılamak ve durumlarını düzenlemek için bir fırsat verdi, grubu 2013 ve 2014 yılında hassas görevleri devralarak Hama kırsalında ilerleyip Hanasır yoluna istila etti ve Halep’e girdi.
Şöhreti yayılmaya başladı ve rejimin resmi ve gayri resmi medya araçları ona yardım edip (Kaplan) lakabı verildi. Bu medya araçların muhabirlerini ona eşlik ederek felsefi boyutla cümleler kullanıp açıklamalar ve görüşmeler yaptı, ama açıklamaları Suriye’nin geniş kitlesinde alay ve komik bir maddeye dönüştü.
2014 yılında rejime yakın olan İngiliz gazeteci Robert Fisk reklam maddesi bir haber yayınlayarak Süheyl El Hasan Beşar Esad’ın  en iyi askeri olduğunu söyledi.
Hasan rejim yanlıları tarafından büyük bir destek almayı başardı ve bazıları Suriye’yi yönetmek için Beşar Esad yerine onu aday gösterdi, çünkü onu resmi rejim yanlıların zihninde bir kahraman olarak yerleştirildi ve tüm görüşmelerinde bir (kurtarıcı) rolünü oynadı.
2015 yılın yaz mevsiminde İdlip savaşını kaybettikten sonra öldürüldüğü söylentiler yayıldı, lakin sonra televizyonlara çıkması bu söylentileri bertaraf etti, ama bu sefer faklı bir şekilde ortaya çıktı.
Hasan İran nüfuzuna bağlıdır ve ordudan alınan bilgiler İran devrim muhafızları emrinde çalıştığını göstererek gurubuna Lübnanlı ve Iraklı milislerin yayında savaşmasına izin vermiştir.
Simon El Vekil
Ulusal savunma kuvvetleri kurulduğundan beri Muharde şehrinde Ulusal savunma gruplarına başkanlık yaptı, kendisi Ortodoks kökenlidir, Hama’da “Dördüncü Lejyon” Ruslar tarafından teşkil edildikten sonra Muharde şehrinde askeri ve diğer durumlar ile ilgili olarak son emiri veren bir vekil olmuştur, ayrıca medya araçları Muharde şehrinde ve civar bölgelerde kendisini Hırstıysan sadık bir komutan olarak öne sürdü ve Muharde ahalisini askere almak için Ruslar ona geniş bir yetki verdi, ayrıca kendisi Rus subayları şehrin meclisine takdim edip ailelere güvence vermek için onlarla konuştular ve Muharde şehrinde “Dördüncü Lejyona” veya ulusal savunma milislerine katılmak için çağrı yaptılar.
Kendisi Ruslar tarafından yönetin bu bölgede Rus komutanları tarafından yerel bir ara yüzü olarak vekil sayılmaktadır.
Muhammed El Cabir
Kendisi Sukur El Sahra komutanıdır, kardeşi Eymen Cabir sahadaki milislerin komutanlığını yapmaktadır. Bu milisler petrol hatlarını korumaktadır ve tekrar kontrol edilmesine çalışmaktadır. Bu milisler petrol taahhütlerinde Cabir’in faaliyetleri içinde yer almaktadır, sayıları yaklaşık on bin savaşçı olmak üzere yüksek maaş almaktalardır.
Cabir Şam’daki rejime sadakat göstererek rengini göstermiştir, ama Rusya Suriye’ye müdahale ettikten sonra hızlı bir şekilde safını Rusya’ya değiştirdi, kendisi daha önce İranlılara sadık olmuştu ve şimdi Rusya’nın askeri Hamim hava üssünü ve savaşçı milislerin çalışmalarını ve hatta Lazkiye şehrinde yapılan güvenlik hizmetlerini yönetmektedir.
Esad ailesini ihlal eden bu milislerin unsurları ve kendisine itaat etmemeleri nedenleri birçok durumda belli oldu, görünen o ki Ruslar Lazkiye’de Esad ailesi tarafından kurulan gücük grupları yok etmek için Sukur El Sahra grubuna güvenmiştir, çünkü Lazkiye şehrinde her bir Esad ailesinden olan bir kişi küçük grubu bulunarak şehirde sürekli kargaşa yaratmaktadır. 
Cabir Dergam
Rusya Suriye’ye müdahale ettikten sonra özerk savunma milislerini kuruldu ve kendisi Tartus şehrinde bu milislerin komutanıdır, Dergam Tartus şehrinde en çok nüfuz sahibi olan biri olarak çalışmalarını medyadan uzak yapmaktadır ve Ruslarda tam bir şekilde direk ilişkisi vardır, 2011 yılından önce Rusya ile ekonomi ilişkisi vardı, Sahabat milislerini kendisine bağlı milislere çekemeye çalışmaktadır, ayrıca Sahabat milislerin komutanı Ali Mehne olarak kendisi Dergam gibi Rusya’nın desteğini almakta başarısız oldu. 
 
Üçüncüsü: Milislerin Liderleri ile Başa Çıkabilmek İçin Olası Senaryolar
Geçen 7 yılda ordu komutanları ve emniyet teşkilatları ve özellikle ordu milislerin komutanları ordu bürokrasisinin müessesesinden bağlarından kurulmuş oldular ve orduya tahsis edilen büyük kaynaklardan faydalandılar ve etkin devletlerle (İran ve Rusya) direk ilişki kurmaya başladılar ve böyle bir ortam 2011 yılından önce hiçbir şekilde yoktu, tabi ordu müessesesi bağları derken demek değil ki dünyada bilinen ordular sisteminde uygulanan askeri sistem değildir, dolayısıyla rejim ordusunun sistemi uygulamasında sadece kazanımlar üst düzeydeki belli bir kısma dağıtılırdı.
Ancak bu sistem milisler halinde kırıldı dolayısıyla eskiden hiçbir komutan dar ve üst bir çerçeve dışında müstakil dış tertibat ilişkiler kuramazken şimdi ise bu yetkiler bu çerçeveden çıkmış oldu ve milislerin komutanları askeri ve güvenlik  çalışmalarında kendilerine yandaşları nazarında ön saflarda bizzat silah tutarak yer alarak ve her an ölümlere maruz kalarak kahramanlık çalışmaları yaptılar, aynı zamanda siyasi liderler ve üst düzeydeki askerler ofislerinde masa arkasından çıkmayacak işi yönetmeye çalıştılar ve hatta çoğu bir kez olsun cepheleri ziyaret etmemişler, dolayısıyla yandaş halk tarafından meşruiyet alıp makbul çözüm şeklinde etkili olacaklardır, ayrıca karar mekanizması içinde yer almaları için meşruiyet kazanmış oldular, dolayısıyla diğer komutanlar nazarında tehlikeli olarak görünecekler çünkü onlarda bu meydan meşruiyeti yoktur.
Bu subaylarla ve milislere başa çıkmak için aşağıdaki senaryoları özetleyebiliriz:
1- Komutanlardan Kurtulmak ve Milisleri Entegrasyon Etmek
Bütün bu milisler rejimin eş güçleri arasında yer almaktadırlar ve savaş sonrası orduya katılma hakları büyük bir ihtimaldir özellikle Süheyl Hasan ve İsam Zehrettin komutasında olan güçler ve şimdiden bunlara bağlı olan unsurlar kendilerini ordunun mensubu olarak görmektedirler. 
Ancak bu unsurlar klasik bir ordunun kanun ve sistemine uymakta zorlanıyorlar, ayrıca bu kadar çalıp hırsızlıktan ve kontrol noktalarında halkı soyarak ve bazen evlere baskın düzenleyerek elde ettikleri kazanımlardan sonra ordunun maaşlarını yeterli bulmadıkları ve kanaat etmedikleri aşikardır.
Ayrıca bu milisler Muharde’de veya sahilde yada Şam’da da bulunarak hiç silahı kaldırmamıştır bunun nedeni klasik bir ordunun içinde savaşmamak için, çünkü maaşları yeterli olmamıştır ve yüksek maaş almak için arzuda bulunmuşlardır ama unsurlar düzenli ordunun sistemine dahil olmak için ikna olmadılar, dolayısıyla bunları ordunun içine katmak çok zor olacaktır ve savaş sonrası döndükten sonra bulundukları bölgelerde birçok problemleri beraberlerinde getireceklerdir ve bu milisler orduya katılmaları halinde bazıları bu katılımı reddederlerse sivil hayata dönmek zorunda kalacaklar ve aynı seçenekler komutanları içinde geçerlidir, o zaman ordu müessesesi  kanunlarından medyan muharebesi tecrübeleri olduğu için terfi ve ekonomi imtiyazlardan faydalanmak isteyeceklerdir, dolayısıyla bu senaryoda ordu müessesesinin sistemine uymayan milis komutanları ve rejim ters düşecek ve yerel toplumları arasında farklı rol oynamaya kalkışmaları halinde adaletli intikal projesi için savaş suçlusu olarak bunları feda edebilirler, ayrıca Suriye dosyasını kapatmak için  uluslararası güçlere bunu bir Rus seçeneği olarak sunabilirler ve Rusya savaş sonrası istikrar sağlandığı halde bu konuyu öne sürer ve siyasi  destek verebilir.
2- Milislerin Kalması
Bu milisler yerel ortamlarda büyüdü ve çoğu mezhepsel bir özellik aldı, bu durum komşu ortamlarına düşman yaptı ve kolayca ve dış desteğin tüm şartlarına rehin olarak uzun vadeli İran ve Rusya nüfuzuna dahil oldu, ve bu milisleri diğer tarafların boğazında bir diken yaptı, özellikle ordu müessesesi ve güvenlik birimleri içinde, ayrıca beklenen herhangi bir anlaşmaya bir hançer yaptı, ama anlaşma koşullar değişirse siyasi nedenlerden dolayı ordunun yapamayacağı işleri bu milisler bazı rolleri oynamaya hazır olabilir.
Öte yandan bu milisler büyük ve devamlı bir şeklide desteğe muhtaçtır ve bu milislerin unsurları devletin kendi halk tabanında kargaşa yapmamak için devlet sıkı yönetim yapması gerektir, özellikle bu milislerin unsurları her tayfadan rasgele toparlanmış olarak cinayet suçlarından ve sabıkalılar istisna edilmeyecektir ve bu milisler içinde bulunan ilişki şekline hüküm etmek için şuana kadar ne bir gelenek nede bir yasa bulunmamaktadır. 
3- Çeşitli ve Melez Seçenekler
Bu senaryo gerçekleşmesi için en uygun senaryo olarak geçici tahminlere göre her bölgede askeri durumda taraflar manevra edebilir, İran kendi milislerin unsurların bazını dağıtabilir ve makul bir sayıyı muhafaza ederek kendi ihtiyaçlarına hizmet edecek bir şekilde düzenleyip ve yönlendirebilir, Rusya gerekirse ek unsurları çağırarak ayı durumu da uygulayabilir.
Rejimin ordusu içindeki gruplarda birçok unsurlar orduya girip yedekleri ve askerileri tesrih etmelerinde paralel olarak profesyonel orduya güvenebilir, böylece bütün bunlar için bir yer oluşturur, rejimin ordusunda verilen büyük kayıplar nedeniyle ve profesyonel ordunu kayıp olmasından dolayı ordu bu milislerin unsurları kapsamak için gönüllülere bir kapı açmaya zorunu olabilir ve bu durum Rusya’yı orduya el koymasına neden olabilir. 
 
 
Dipnotlar